Rus Çarı I.Aleksandr'ın Olağandışı Aldatmacası (Fiodor Kuzmiç) Gerçek miydi?

Rus Çarı I.Aleksandr'ın Olağandışı Aldatmacası (Fiodor Kuzmiç) Gerçek miydi?, Göz Çukurunun(Orbita) Blow-Out Travması ve Kırığı,Keratokonus,Retinoblastom,Nistagmus,Tavuk Karası(Gece Körlüğü),Behçet Hastalığı,Uveit,Çocuklarda Gözyaşı Kanalı Tıkanıklığı,Çocuklarda Şaşılık,Göz Kuruluğu

Rus Çarı I.Aleksandr'ın Olağandışı Aldatmacası (Fiodor Kuzmiç) Gerçek miydi?

Rus Çarı I. Aleksandr’ın Olağandışı Aldatmacası (Fiodor Kuzmiç) Gerçek miydi?

 

2 Aralık 1825’te Rus halkına, hükümdarları Çar I. Aleksandr’ın bir gün önce son nefesini verdiği bildirildi. Oysa, yaşlı değildi, 47 yaşındaydı. Onun neden öldüğü öğrenilmedi ve hala bilinmiyor: Bu tür şeyler halkı ilgilendirmez zaten. Ölümüne kadar yanında olan doktorlardan

biri olan Dr. Wyllie, sıtma demişti. Bir diğeri, cerrah Tarassov, safra kesesi hastalığı demişti. Öte yandan, ikisi de beyinde felç olduğu sonucuna vardılar. Teşhisleri yanlış ya da saçma mıydı, orası belirsiz. Yeni Çar I. Nikolas, -nedendir bilinmez- Aleksandr’ın ölümüyle ilgili birçok belgeyi yok etti. Bunlar, komplo teorisyenleri için yeterli olmayabilir, ama, tarih için genellikle yeterli bulgulardır; öykü burada bitmez. 

Hava değişiminden sonra gelen ölüm

1801-1825 yılları arasında çar olan I. Aleksandr, Napolyon Bonapart’ı yenerek Paris’e doğru yürüyüş başlatmak üzere olan imparatordu. Ancak, reksiyonla oluşan Napolyon sonrası dönemde, kendi hükümetinin devrim öncesi sert baskıya dönmesi ona pişmanlık duygusu yaşattı. Çar, söylendiğine göre özgürlüğe tutkundu ve mutlakiyetçi bir hükümdar için çelişkili derecede koyu jakobendi, hatta halkın kurtuluşu komitesi bile kurmuştu.

 Kendi atadığı Kont Arakçeyev, çağdaşları tarafından “Rusya’nın şeytani dehası” olarak adlandırıldı. Sert askeri sömürgeler, bütün Rusya’da köylüleri sömürdü. Hoşnutsuzluk öyküleri yayıldı. Çar, gizemciydi ama mutluluk ondan kaçıyor gibiydi. 1824’te kızı verem nedeniyle öldü. Karısı üzüntüden adeta kahroldu. Aleksandr, giderek daha mistik, dindar ve medyumlarla sohbetler eden bir kişilik haliyle, kırsal çevreyle ilgilenmeye başladı.  Evliliği melankolik ruh hali için bir sığınak sayılmazdı, tek çocuğu olan kızı da ölünce bir aile hayatı kalmamış gibiydi.

Birkaç hafta önce Çarice Elizabeta Fiodorovna (doğum adı: Marie-Louise de Baden), kendisini fazlasıyla yorgun hissetmiş ve imparatorluk çifti güneye, Azak Denizi kıyısındaki Taganrog’a gitmişti. Buraya gelmelerinden kısa bir süre sonra, Çarice iyileşti ve çift burada daha uzun süre kalmaya karar verdi.

Çar hayalinde kurduğu Osmanlı İmparatorluğu’na saldırı için de Kırım’ı dolaştı. Sonra, Balaklava’daki Saint George Manastırı’na da gitti. Prens Volkonski’ye şunları söyledi: “Yakında sıradan bir ölümlü gibi yaşamak için buraya çekileceğim. 20 yıl boyunca görevimi yaptım. Bu durumdaki bir askerin emekliliğe ihtiyacı vardır.”

 

Taganrog’a dönüşünde, Aleksandr şiddetli bir ateşe tutuldu. Ateş bütün vücudunu sardı. Belki de hayatının sonlarında sık sık söylediği üzere “tacın altında eziliyordu.” Derken, öldüğü ilan edildi. Geleneğe göre, mumyalanması gerekiyordu. Dr. Wyllie bu işle tek başına ilgilendi. Ve yine geleneğe göre, ceset bir ay Taganrog Katedralinde sergilendi. Belki de doktor işini yanlış yapmıştı çünkü ceset yeniden sergilenmek üzere Tsarskoye Selo’ya götürüldüğünde, Çar’a yakın olan bazı kişiler, vücudunun incelmiş olmasına ve yüzünün rengine şaşırdılar. Simsiyah olmuştu. Sergilenmeler bittikten sonra gömüldü.

* * *

Aleksandr’ın ölümünden yıllar sonra, Feodor Kuzmiç adlı bir keşiş tarih sahnesine girdi. Ural dağlarının doğusundaki taygada bulunan Tomsk bölgesinde, Fiodor Kuzmiç adında bir “staretz” (Rusya Ortodoks Kilisesinde, ruhani lider veya kutsal kişi) ortaya çıktı. Staretzler o zamanın Rusya hayatında tanıdık kimselerdi, bazen mucizevi yetenekleri olan gezgin keşişler, kâhin ve şifacılardı. Bu adam, bir “izba”ya (Rusya’da geleneksel kırsal kesim konutu) yerleşmişti. Tapındığı manastıra gide gele ziyadesiyle yürümüş gibi görünürdü. Az konuşurdu. Ağzından çok ender çıkan sözlerden dolayı onun imparatorluk sarayının üyeleriyle içli-dışlı olduğu tahmin ediliyordu.

Onun hakkındaki söylentiler 1000 km ötede, Baykal gölü üzerindeki Irkoutsk Metropoliti’nin kulağına kadar geldi, o da ondan kendisini ziyaret etmesini istedi. Kuzmiç geldiğinde, Metropolit şaşkınlıkla çığlık attı, kollarını açtı ve tanıkların şaşkınlığı içinde, ziyaretçisinin önünde eğildi. Kuzmiç onu kaldırdı ve ona barış öpücüğü verdi. İki adam, sonra kapandılar ve kimse uzun uzun ne konuştuklarını öğrenemedi.

O günden sonra, Fiodor Kuzmiç’i ziyaret etmek için Tomsk’a giden Metropolit oldu. Tomsk sakinleri bundan, bu ermiş kişinin yüksek mevkiden bir papaz olduğu sonucunu çıkardılar. “Ben yalnızca bir laikim” diye açıkladı adam. Ama şüphesiz ki, sıradan bir adam değildi: Fransızca, İngilizce konuşuyordu ve hareketleri onun saray görgü kurallarını bildiğini yeterince açığa çıkarıyordu. Elbisesinin temizliği, sakalı ve itinayla taranmış saçları, genellikle yabani görünüşlü olan diğer staretzlerden kendisini ayırıyordu.

Bir gün, bir grup kürek mahkumunu Nertchinsk’e götüren askerler Kuzmiç’in izbasının önünden geçtiler ve komutanları onu görünce bağırdı: “Tanrım! Ama bu bizim babacığımız Aleksandr! Bu, Çar Aleksandr Pavloviç!” Hükümdar yıllar önce ölmüştü ve onun küçük kardeşi I.Nikolay, kardeşi Konstantin yanlısı bir saray isyanından sonra, istemeden ağır tacı devralmıştı. Komutanın heyecanı ikna edici olmadı, yalnızca uzaktan gördüğü bir hükümdarı uzun yıllar sonra adam akıllı tanıyamazdı.

Tomsk halkı, Kuzmiç’in gerçekte Taganrog’da olduğu iddia edilen çar olduğu düşüncesine kapıldı ve bu düşüncesini sürdürdü. Abasını sağ eliyle tıpkı Aleksandr’ın mantosunu tuttuğu gibi tutuyordu, yazıları birbirine benziyordu ve en önemli ayrıntı, Kuzmiç’in bir kulağı tıpkı çar gibi sağırdı.

Kuzmiç, 20 Ocak 1864’te öldü. Kocaman bir kalabalık onun tabutunu Saint-Alexis manastırına kadar takip etti, orada gömüldü. Mezar taşında şöyle bir yazı vardı: “Burada Tanrı’nın kutsadığı ihtiyar, büyük staretz Fiodor Kuzmiç (blagoslovennyi) yatıyor.

Ne tuhaf tesadüf ki, bu “blagoslovennyi” tanımlaması Kutsal Sinod ve Senato’nun I. Aleksandr’ı tanımlamasıyla aynıydı.

Bu acayip öykü, şöyle açıklanabilir gibi görünüyor: Kuzmiç, I. Aleksandr’a çok benziyordu ve Irkoutsk Metropoliti “kendisini hayallere kaptırmıştı”. Sonra, yukarıda anlatılmış olan sürece uygun olarak, halk efsaneyi şişirmişti. O zaman bu kültürlü staretz kimdi? Şatafatlı bir yaşamı birden bırakıp keşiş hayatı yaşayan bir saray üyesi elbette dikkat çekerdi; oysa durum böyle değil. Hiçbir vakanüvis böyle bir kayboluştan söz etmedi.

Aleksandr’ın babası, İmparator Paul’ün tiranca ve yanlışlarla dolu yönetimi akıl hastalığı ve paranoya sahibi olduğuna dair şüpheler uyandırdı. 1801’de, bir grup komutan onu tahttan indirmeye ve Aleksandr’ı imparator yapmaya karar verdi. Kendisine de Paul’e karşı istenmeyen bir davranışta bulunmayacaklarına dair söz verdiler. Fakat hükümet darbesi yapıldığında, darbe liderleri Paul’ü Aleksandr’ın huzurunda öldürdüler. Hiç kuşkusuz Aleksandr, büyük bir suçluluk hissiyle yaşadı ve devamlı pişmanlık duydu.

Genç çarın kuytu kasaba Taganrog’ta ölümünden sonra dedikodu hızla yayıldı: genç ve dinç imparator ölmemişti, baba katili olma günahını çekmek için tahttan çekilmişti. Onun I. Paul’ün suikastında rolü belirsizdi. Onun, pek rağbet görmeyen babasının barışçıl bir biçimde sürgüne gönderileceğini, öldürülmeyeceğini umduğunu gösteren kanıtlar vardı. Diğer taraftan, Çar Aleksandr’ın biyografisine başlayan Aleksandr Puşkin, karşı görüşteydi, onu suç ortaklığıyla itham ediyordu.

Fiodor Kuzmiç, gerçekten de I. Aleksandr olabilir miydi? Bu ilk bakışta akla yatkın geliyor, Çar birçok kez görevinin ezici ağırlığından yakınmıştı. Bu durumda 87 yaşında olmuş olacaktı, dönem için ileri bir yaş. Ama o zaman, Çar’ın çevresindeki herkes, karısı, iki doktoru ve maiyetinin bir vücut değiştirme işleminde işbirlikçi olması gerekecekti; Dr.Wyllie bu meçhul kişiyi mumyalayacaktı.

Öykünün son kısmında 1920’li yıllara gelelim: Sovyetler, belirgin bir duyguyu uyandırmak isteyecek son kişilerdir. Ancak, eski yönetim biçimlerine halkın dikkatini çekmek için çar mezarlarını açtılar. Aslında mezarları yağmalama amacında da olabilirlerdi, fakat, mezar tamamen boş çıkınca hesaplar değişti. İçinde kurşun levha olan boş bir tabutla karşılaştılar. Hepsi bir konuda ikna oldular: Ceset yoktu.

Peki imparatorluk mezarındaki cesedi kim çalmıştı? Belki, Elizabeta Fiodorovna, monarşi ayrıcalıklarının asil temsilcisi olarak, efendisinin mezarında halktan birinin bedeninin yatmasını

kabul etmemişti.

 

Kaynaklar:

  1. Who was Feodor Kuzmich? https://backpackerverse.com/feodor-kuzmich/ erişim:20.01.2019
  2. Gerald Messadie. 4000 Yıllık Tarihi Aldatmacalar. Çev. Kaya S.E. İstanbul: Pegasus Yayınları, 2013: 206-211.
  3. The Emperor and the Hermit: Tsar Alexander & Feodor Kuzmich. hermitary.com/lore/alexander.html   erişim:20.01.2019